Dekor Kiti – Hobi ve Dekorasyon Kitleri

Geleneksel hamur kabartma tekniklerinden bütünüyle uzaklaşmadan taş tozunun sunduğu farklı dokuları ve biçim olanaklarını keşfetmek; hazır silikon kalıplarla çalışmanın yanı sıra kendi tasarımlarımı oluşturmak ve bu tasarımların kalıplarını hazırlamak, zaman içerisinde yalnızca keyif aldığım bir uğraş olmaktan çıktı. Farklı fikirlerin, malzemelerin ve üretim yöntemlerinin birbirini beslediği yaratıcı bir araştırma alanına dönüştü.

Bir parçanın nasıl üretilebileceğini araştırmak, uygun malzemeyi bulmaya çalışmak, kimi zaman defalarca deneyip yeniden başlamak ve nihayet zihnimdeki biçimin somut karşılığını elimde tutabilmek, bugün hâlâ bu sürecin en sevdiğim taraflarından biri. Çünkü benim için üretmek, yalnızca ortaya bir nesne çıkarmak değil; düşünce ile malzeme arasında sürekli devam eden bir diyalog kurmak anlamına geliyor.

Aslında yıllar içerisinde üretme biçimim değişti. Bu istek kimi zaman çocuklar için hazırladığım bir kitabın sayfalarında, kimi zaman uzun soluklu bir araştırmanın satırlarında, kimi zaman dijital bir projenin altyapısında, kimi zaman da ellerimde biçimlenen bir rölyefin üzerinde kendisine yer buldu. Hediye Perisi, Pascal ve Luna Yabancı Dil Eğitim Serisi, Aklımdaki Kişi ve bugün Dekor Kiti, ilk bakışta birbirinden oldukça farklı dünyalara ait görünebilir. Bununla birlikte benim için hepsi aynı merakın, araştırma isteğinin ve üretme arzusunun farklı ifade biçimleridir. Her biri sıfırdan başlayarak emek verdiğim, zaman içerisinde geliştirdiğim ve kendi kimliğini kazandırmaya çalıştığım üretim yolculuğumun bir parçasıdır.

Dekor Kiti fikrinin ortaya çıkmasında ise yaptığım çalışmaları gören yakın çevremden defalarca duyduğum bir cümlenin önemli bir payı vardı: “Ben bunu hayatta yapamam.” Aslında bu cümleyi çok iyi anlıyorum. Çünkü el emeğiyle hazırlanmış bir ürüne baktığımızda çoğunlukla yalnızca tamamlanmış hâlini görüyoruz. O sonuca ulaşırken izlenen küçük, öğretilebilir ve çoğu zaman oldukça uygulanabilir adımlar ise görünmez kalıyor. Böyle olunca üretmek; yalnızca özel bir yeteneğe, kusursuz bir el becerisine veya yılların deneyimine sahip insanların gerçekleştirebileceği bir faaliyetmiş gibi algılanabiliyor.

Oysa kendi deneyimlerim bana bunun her zaman böyle olmadığını gösterdi. Yaratıcılık yalnızca doğuştan gelen bir yetenek değil; deneme cesaretiyle, merakla ve uygun bir başlangıç noktasıyla gelişebilen bir düşünme biçimi. İnsan, kusursuz bir el becerisine sahip olmadan da üretmenin hazzını yaşayabilir. Doğru malzemeler, anlaşılır aşamalar ve iyi düşünülmüş bir başlangıç sayesinde kendi estetik anlayışını yansıtan özgün çalışmalar ortaya çıkarabilir.

Dekor Kiti düşüncesi de tam olarak bu noktada biçimlendi. Amacım, herkesin birbirinin aynısı ürünler hazırlamasını sağlamak değil. Aksine, başlangıçta zor veya teknik görünen bazı aşamaları kolaylaştırırken, tasarımın geri kalanını kişinin kendi zevkine ve hayal gücüne bırakmak istiyorum. Ben parçaları tasarlıyor, hazırlıyor ve birbirleriyle ilişki kurabilecek bir başlangıç zemini oluşturuyorum. Ancak hangi renklerin yan yana geleceğine, parçaların nasıl yorumlanacağına ve çalışmanın sonunda nasıl bir karakter kazanacağına onu hazırlayan kişi karar veriyor.

Dolayısıyla aynı kit, farklı ellerde birbirinden bütünüyle farklı sonuçlara dönüşebiliyor. Bence üretmenin en heyecan verici taraflarından biri de tam olarak burada ortaya çıkıyor: Hazır bir modeli tekrar etmek yerine, verilen başlangıç noktasını kendi dünyamızdan geçerek yeniden yorumlamak.

Elbette Dekor Kiti aynı zamanda ticari bir girişim. Bununla birlikte onu benim için anlamlı kılan yalnızca ortaya çıkan ürünler veya gerçekleşen satışlar değil. Yıllardır farklı biçimlerde deneyimlediğim üretme hazzını, kendisini yaratıcı veya el becerisi yüksek biri olarak tanımlamayan insanların da keşfedebilmesini önemsiyorum. Bir çalışmayı tamamladıktan sonra ona bakıp “Bunu ben yaptım” diyebilmek, yalnızca ortaya çıkan nesneyle ilgili değildir. Bu cümle aynı zamanda kişinin kendi becerisine, sabrına ve hayal gücüne ilişkin küçük fakat değerli bir keşiftir.

Çünkü bazen yaratıcılığın önündeki en büyük engel yeteneksizlik değil, daha başlamadan kendimize söylediğimiz o cümledir: “Ben yapamam ki…” Belki de Dekor Kiti’nin asıl çıkış noktası, bu cümleye küçük bir karşılık verebilmekti...