Hediye Perisi – Kişiye Özel Hediyeler
Girişimcilik yolculuğuma yeni renkler eklemek beni her zaman heyecanlandırdı. Yaklaşık 2010 yılında hayata geçirdiğim Hediye Perisi de bu heyecanın ilk somut örneklerinden biriydi. O yıllarda bugünkü gibi kendi e-ticaret sitem üzerinden değil, GittiGidiyor aracılığıyla satış yapıyordum. Hediye Perisi zamanla hatırı sayılır bir kitleye ulaştı ve benim için yalnızca ürün sattığım bir girişim olmaktan çıktı. Üretmenin, hazırladığım bir şeyi hiç tanımadığım insanlara ulaştırmanın ve bir fikrin gerçek bir işe dönüşmesini izlemenin ne kadar heyecan verici olduğunu bana gösterdi.
El sanatları ve üretme arzusu, hayatımın farklı dönemlerinde farklı biçimlere bürünse de aslında hep benimleydi. Gençlik yıllarımda yağlı boya tablolar yapar, renklerle saatlerce uğraşırdım. Ortaya çıkan çalışmalar belki sanatsal açıdan kusursuz değildi; fakat bunun benim için hiçbir zaman belirleyici bir önemi olmadı. Çünkü üretmek, yalnızca güzel bir nesne ortaya çıkarmaktan çok daha fazlasıydı. Zihnimdekileri somutlaştırmanın ve kendimi ifade etmenin en doğal yollarından biriydi.
Zaman içinde bu merakım yalnızca boya, hamur veya geleneksel el sanatlarıyla sınırlı kalmadı. Eğitim alanındaki birikimimi çocuklar için hazırladığım yabancı dil kitaplarına aktarırken de aynı üretme isteği benimleydi. Kitaplarımı yalnızca yazmakla yetinmedim; dizgisinden grafik tasarımına, görsel dünyasından yayın sürecinin pek çok ayrıntısına kadar her aşamasıyla bizzat ilgilendim.
Bugün geriye dönüp baktığımda; yağlı boya tabloların, Hediye Perisi’nin, çocuk kitaplarının ve daha sonra geliştirdiğim diğer projelerin birbirinden göründüğü kadar uzak olmadığını fark ediyorum. Hepsi aynı içgüdüden doğdu: Bir fikri zihnimde tasarlamak ve ardından ona kendi ellerimle görünür bir biçim kazandırmak. Hediye Perisi belki yolculuğumun önceki duraklarından biriydi; fakat bana bıraktığı üretme cesareti ve girişimcilik heyecanı, sonraki bütün çalışmalarımın içinde yaşamaya devam etti.